![]() |
| Adayların herbiri bir başka tür demokrasi fikrinin savunucusu... |
Siyaset hayatın tamamını etkiler. Seçim zamanı ise siyasetin tüm dinamiklerini...
6 Temmuz 2014 Pazar
3 aday 3 fikir
25 Aralık 2011 Pazar
3.2 Milyar Dolarlık Kampanya

Amerikan ekonomisi hakkında son iki yıldır hep olumsuz haberler duysak ta, bu ülkenin notu tarihinde ilk kez düşürülse de, ve hatta ikinci bir dip riski giderek daha fazla konuşulur olsa da, 2012 ABD Başkanlık yarışı muazzam bir bütçeyle gerçekleşecek.
Washington merkezli bir medya analiz şirketinin başkanı olan Ken Goldstein’e göre, yeni bir ekonomik krizin görülmesi halinde bile başkanlık seçimlerinin toplam bütçesi 2.5 Milyar Doların altına inmeyecek. Goldstein, başkanlık seçim kampanyasının normal şartlarda 3.2 Dolarlık toplam bütçeye ulaşacağını tahmin ediyor.
Özellikle Cumhuriyetçi başkan adayının kesinleşmesinden sonra TV mecrasına yatırımın artacağı, bununla birlikte 2008 seçimleriyle gücünü kesinlikle kanıtlamış olan sosyal medya ve internet yatırımlarının da katlanacağı tahmin ediliyor. Muhtemelen bu seçimler, internet videolarına yatırımın tavan yapacağı bir yarışa sahne olacak.
Başkan Barack Obama'nın kampanyası bundan iki ay önce 1 milyon bağışçıya ulaşmıştı. Bu sayının defalarca katlanacağı öngörülüyor. Kasım başında Obama kampanyasının Chicago’daki merkezini ziyaret ettiğimizde gördük ki, bu seçimde saha işlerini online olarak organize eden interaktif ekip toplam ekibin neredeyse yüzde 60’ına ulaşmış.
Son iki başkanlık yarışında olduğu gibi, internet hem bağış toplamanın, hem medyanın dikkatini çekmenin ve hem de sahayı örgütlemenin ana mecrası olacak. Toplam bütçenin en az %10’nun internet mecrasına yatırılacağı hesaplanıyor.
Toplam bütçeyi biraz da yarışın ne kadar çekişmeli geçeceği belirleyecek. Şimdiden belli olan tek şey, Cumhuriyetçi Parti’nin, 2008 Başkanlık Seçimlerinde kaybettiği ve geleneksel kalesi sayılan eyaletleri geri almak için muharebeyi kasaba kasaba sürdüreceği.
12 Temmuz 2011 Salı
Bir Seks Tüccarı Nasıl Milletvekili Seçildi?
3 Temmuz 2011 tarihinde yapılan Tayland seçimlerinde en renkli kampanyalardan birini bir "KIZGIN ADAM" yaptı. Adamın gerçek adı Chuwit Kamolvisit. Hikayesi de, kampanyası da çok renkli...Chuwit ülkenin en prestijli masaj salonları zincirinin eski sahibi. Masaj salonlarının adları çok renkli: Copacabana, Victoria’s Secret , Honolulu, High Class, Emanuelle, Juliana... Anlayacağınız, beyefendi sadece insan psikolojisini değil, markalamayı da iyi bilen, bu işten devasa servet kazanmış bir eski pezevenk, ülkenin eski seks kralı!
Chuwit’in Ticari Kariyeri
Chuwit bugün 49 yaşında. Hongkong’lu bir baba ve Tayland’lı bir annenin oğlu. Amerika’da bir kaç üniversiteye devam etmiş, ama hiç birinden mezun olmamış. Chuwit Tayland’lıların tersine Hıristiyan inanca sahip. Amerika’da yaşadığı öğrencilik deneyiminden sonra ülkesine dönünce, ilk işletmelerini kuruyor. İnsanların hayatta aslında neyin peşinde koştuklarını da Amerika’da öğrendiğini söylüyor. Kendisine iki çocuk veren Amerikalı eşinden boşanmış.
Her ne kadar Tayland deyince herkesin aklına seks gelse de, ülkede para karşılığı seks yani fuhuş, illegal. Polis ve devlet, olan biteni görmezden geliyor. Resmi kaynaklara göre ülkede 300.000 seks işçisinin çalıştığı genelevler birer masaj salonu. Bu tuhaf yapı, polisler için muazzam bir rüşvet kapısı demek. Çünkü, biri polisleri kızdırdığında masaj salonunu derhal basıp “fuhuş yapılıyor” iddiasıyla kapatmak onların elinde.

Chuwit eski günlerinde...
İşte Chuwit böylesi bir iklimde işletmelerini kuruyor. Polislerle kırışa kırışa işini büyütüyor. Polislere, emniyet müdürlerine kendi salonlarında kişiye özel hizmetler veriyor, Rolex’ler hediye ediyor, milyonlarca dolar rüşvet dağıtıyor. Chuwit imparatorluğu böylece ortaya çıkıyor. Öyleki, 1990’larda 18 yaşın altındakiler de dahil olmak üzere 600’den fazla kız Chuwit için mesleklerini icra ediyorlar.
Saadet Zincirinin Sonu
Bu mutluluk zinciri 2003’e kadar sürüyor. O tarihte, Chuwit artık bir çeşit "dokunulmaz" haline geliyor. Her yerde tanınıyor, resmi güçler tarafından korunuyor. O da artık kendi bildiğini yapmaya karar veriyor.
2003 ortalarında barların, çamaşırhanelerin ve turizm şirketlerinin bulunduğu 10 Numaralı Sokak adıyla bilinen, kendi mülkiyetindeki bir bölgeyi yıkıp kendine yeni salonlar inşa etmek üzere kiracılarını çıkarmak istiyor. Normal yollardan sonuç alamayınca 600’e yakın adamla meydanı basıyor, binaları yıkmaya kiracıları dövmeye başlıyor. Olay ayyuka çıkınca polis Chuwit’i zorbalıktan tutukluyor. Polisin bu tavrı Chuwit'in çok ağırına gidiyor. Bir ay sonra kefaletle özgür kalınca, Chuwit yıllar boyunca verdiği rüşvetleri, rüşvet alan polislerin isim ve rütbeleriniaçıklıyor. Çok sayıda yüksek rütbeli, yüzlerce de düşük rütbeli polis görevden alınıyor.
Polis’in suyuna gitmezsen...
Tabi bu andan sonra olanlar oluyor. Polis adamımız Chuwit’e savaş açıyor. Chuwit’in masaj salonları teker teker basılıyor, banka hesaplarına el konuluyor. Dahası, 18 yaşından küçük kızları çalıştırmaktan aleyhinde davalar açılıyor. Allahtan kızların sahte kimlik kullandıkları kanıtlanıyor da (!) Chuwit beraat ediyor. Ama artık polis Chuwit’e göz açtırmıyor. Chuwit başedemeyeceğini anlayınca salonlarını satmak zorunda kalıyor.
Seks Tiranının Demokrasiyle İmtihanı...
Chuwit, polise yönelik itirafları sayesinde, Tayland basınınca 2004 yılında "Yılın Adamı" ilan ediliyor. O gazla, rüşvete karşı mücadele etmek için siyasete girmeye karar veriyor ve First Thai Nation adıyla kendine ait ilk partisini kuruyor. (Size de First National Bank’tan esinlenmiş gibi geldi mi?)
2004 sonunda Bangkok valiliğine aday oluyor. 300.000’i geçen oyla (toplam oyların %16’sı) üçüncü oluyor.
Bu arada 3 yıllık bir dava sonucunda Chuwit ve 130 suç ortağı bar alanlarını yıkma olayından suçsuz bulunuyor. Chuwit bunun üzerine 10 Numaralı Sokağı 100 milyon Tayland Bahtı harcayarak Chuwit Garden haline getiriyor.
İlk Siyasi Başarı
2005 yılındaki genel seçimlere 60 gün kala Chuwit’in kurduğu ve lideri olduğu First Thai Nation Partisi (İlk Tai Milleti Partisi) ilebir başka küçük parti olan Chart Thai Parti ittifak yapıyor. Chuwit, ittifak yaptığı partinin listesinden parlamentoya girmeyi başarıyor. Ancak Tayland Anayasa Mahkemesi 2006’da milletvekilliğini iptal ediyor. Gerekçe: Milletvekili adaylarının seçimlerden en az 90 gün önce bir siyasi partiye katılmış olmaları gereği.
Chuwit, aynı yıl bir radyo programına başlıyor; programı arayan halkın derdini dinliyor, onlara çareler öneriyor, Tayland'ın kurtuluşunun rüşvetin sona erdirilmesinde olduğunu vaaz ediyor. Yani Taylandlılar için bir çeşit Marko Paşa algısı yaratıyor.
2008’deki yerel seçimlerde -bu kez bağımsız- aday olduğu Bangkog valiliği yarışını yine üçüncülükle tamamlıyor. Chuwit bu kampanya sırasında bir kez daha yapacağını yapıyor ve programına konuk olduğu bir TV sunucusunu, kendisine sorduğu soruyu beğenmediği için canlı yayında dövüyor ve yeniden medyanın ve halkın gündeme oturuyor.
Tayland’ı Sev Partisi ve 3 Temmuz Seçimleri
2010’da bu defa Rak Thailand (Love Thailand: Tayland'ı Sev) isimli tek kişilik yeni bir parti kuran Chuwit Kamolvisit, 3 Temmuz 2011 Genel Seçimlerinde büyük sürpriz yaparak Tayland Parlamentosunda 4 sandalye birden kazanıyor. Seçim kampanyasında kendini protest bir aday ve anti-rüşvet mücahidi olarak konumlandırıyor. Siyasete atıldıktan 7 yıl sonra Tayland siyasetindeki iki ana akım partiye inanmayan, ülkedeki siyasi düzeni protesto edenlerin oylarını elde etmeyi başarıyor.
Kampanya Stratejisi : Kızgın Adam Chuwit
Chuwit’in kampanyası pek çok siyasi analiste göre 3 Temmuz Genel Seçimleri'nin en renkli, en ironik, en dramatik ve en hatırlanan kampanyası.
Chuwit kendini bu kampanyayla KIZGIN ADAM olarak konumladı. Nedenini soranlara, “Politikacılar şaklabana döndü, ben buna karşıyım. Siyaset ciddi bir iştir, ciddiyet ister” diye cevap veriyor ve devam ediyordu : “Eski işim ve siyaset neredeyse aynı. Ama siyaset eski işimden daha kirli. Rüşvet Tayland’da yaygın kültür gibi. Ben de aynı bir masaj salonu gibi siyasetteki bütün pislikleri temizleyeceğim.”
Chuwit Kampanyasından Örnekler:
"Eğer Chuwit’i seçerseniz, Tayland’ın neresinde olursanız olun, rüşvete karşı durmuş olursunuz."





10 Temmuz 2011 Pazar
Tayland’ın ilk kadın başbakanı
Geçtiğimiz Pazar günü, Tayland’da genel seçimlerden muhalif Pheu Tai (Tai’ler İçin) Partisi tek başına iktidar olacak bir zaferle çıktı.Liderliğini 41 yaşındaki bir iş kadını olan Yingluck Shinawatra’nın yaptığı Pheu Tai Partisi, 500 sandalyeli parlamentoda 265 koltuğun sahibi oldu.
3 Temmuz Genel Seçimleri ile, Tayland demokrasi tarihinde ikinci kez bir siyasi parti tek başına iktidar oldu. Aslında Tayland siyaseti çok parçalı. Bir koalisyonlar ülkesi olarak biliniyor. Bu seçimle birlikte Tayland tarihinde ilk kez bir kadın başbakanlık koltuğuna oturdu.
Siyaset ve Shinawatra Ailesi
Yingluck Shinawatra’nın babası da, eski bir siyasetçi. Eski bakan, eski milletvekili. Shinawatra ailesi en az 50 yıldır ülkenin zengin ailelerinden biri.

Yingluck, seçim kampanyasında (aynen bizdeki gibi) bir Tayland 2020 Vizyonu tanımladı. Bu vizyona uyumlu ekonomik vaadleri sıraladı. Örneğin, 2020’de yoksulluk sona erecek. Şirketlerden alınan vergiler 2013’e kadar % 30’lara kadar indirilecek. Günlük asgari ücret 300 bahta, üniversite mezunlarının asgari ücreti ayda minimum 15.000 bahta yükseltilecek. Çiftçiler mikro kredilerle desteklenecek, vs vs…
Yingluck Shinawatra (yine aynen bizdeki gibi), her ilkokul öğrencisine ücretsiz internet erişimli TABLET BİLGİSAYAR dağıtacağını ve bilgisayarlı eğitime geçeceğini vaadetti.
4 Temmuz 2011 Pazartesi
Obama'nın 2012 Kampanya Stratejisi
1 Mart 2009 Pazar
"Yes, We Can" videosu
Bunlardan biri de Black Eyed Peas grubunun lideri Will.I.am 'dı. Will.I.am, bu videoyu Bob Dylan'ın oğlu Jesse Dylon, eski FCB ajansın başkan yardımcısı Mike Jurkovac ile birlikte yarattı.
Scarlett Johansson, John Legend, Nicole Scherzinger, Aishia N. Taylor ve Tatyana Ali gibi pek çok ünlü herhangi bir bedel almaksızın bu videoda rol aldılar.
Yes, We Can videosu, dijital medya, müzik ve 21. yüzyıl siyasetinin bir karışımıydı.




