Necati Özkan ve Seçim Zamanı

siyasi kampanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyasi kampanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2011 Pazar

3.2 Milyar Dolarlık Kampanya

Amerikan ekonomisi hakkında son iki yıldır hep olumsuz haberler duysak ta, bu ülkenin notu tarihinde ilk kez düşürülse de, ve hatta ikinci bir dip riski giderek daha fazla konuşulur olsa da, 2012 ABD Başkanlık yarışı muazzam bir bütçeyle gerçekleşecek.

Washington merkezli bir medya analiz şirketinin başkanı olan Ken Goldstein’e göre, yeni bir ekonomik krizin görülmesi halinde bile başkanlık seçimlerinin toplam bütçesi 2.5 Milyar Doların altına inmeyecek. Goldstein, başkanlık seçim kampanyasının normal şartlarda 3.2 Dolarlık toplam bütçeye ulaşacağını tahmin ediyor.

Özellikle Cumhuriyetçi başkan adayının kesinleşmesinden sonra TV mecrasına yatırımın artacağı, bununla birlikte 2008 seçimleriyle gücünü kesinlikle kanıtlamış olan sosyal medya ve internet yatırımlarının da katlanacağı tahmin ediliyor. Muhtemelen bu seçimler, internet videolarına yatırımın tavan yapacağı bir yarışa sahne olacak.

Başkan Barack Obama'nın kampanyası bundan iki ay önce 1 milyon bağışçıya ulaşmıştı. Bu sayının defalarca katlanacağı öngörülüyor. Kasım başında Obama kampanyasının Chicago’daki merkezini ziyaret ettiğimizde gördük ki, bu seçimde saha işlerini online olarak organize eden interaktif ekip toplam ekibin neredeyse yüzde 60’ına ulaşmış.

Son iki başkanlık yarışında olduğu gibi, internet hem bağış toplamanın, hem medyanın dikkatini çekmenin ve hem de sahayı örgütlemenin ana mecrası olacak. Toplam bütçenin en az %10’nun internet mecrasına yatırılacağı hesaplanıyor.

Toplam bütçeyi biraz da yarışın ne kadar çekişmeli geçeceği belirleyecek. Şimdiden belli olan tek şey, Cumhuriyetçi Parti’nin, 2008 Başkanlık Seçimlerinde kaybettiği ve geleneksel kalesi sayılan eyaletleri geri almak için muharebeyi kasaba kasaba sürdüreceği.

10 Temmuz 2011 Pazar

Tayland’ın ilk kadın başbakanı

Geçtiğimiz Pazar günü, Tayland’da genel seçimlerden muhalif Pheu Tai (Tai’ler İçin) Partisi tek başına iktidar olacak bir zaferle çıktı.

Liderliğini 41 yaşındaki bir iş kadını olan Yingluck Shinawatra’nın yaptığı Pheu Tai Partisi, 500 sandalyeli parlamentoda 265 koltuğun sahibi oldu.

3 Temmuz Genel Seçimleri ile, Tayland demokrasi tarihinde ikinci kez bir siyasi parti tek başına iktidar oldu. Aslında Tayland siyaseti çok parçalı. Bir koalisyonlar ülkesi olarak biliniyor. Bu seçimle birlikte Tayland tarihinde ilk kez bir kadın başbakanlık koltuğuna oturdu.

Türkiye ve Tayland…

Tayland pek çok konuda Türkiye’yi andırıyor. Siyaset bizdeki gibi gerilimli. Bizdeki gibi siyaset denince akla, siyaset sayesinde zenginleşen siyasetçiler geliyor. Toplum siyaset yüzünden bizdeki gibi kutuplara ayrılmış. Ve Tayland’da da bizdeki gibi sık sık partiler kapatılıyor; askeri darbeler yaşanıyor.

Geçen hafta Başbakan seçilen Yingluck Shinawatra, siyasete bir kaç ay önce girdi. Çünkü Shinawatra soyadı Tayland seçmeni için çok tanıdık.

Siyaset ve Shinawatra Ailesi

Yingluck Shinawatra’nın babası da, eski bir siyasetçi. Eski bakan, eski milletvekili. Shinawatra ailesi en az 50 yıldır ülkenin zengin ailelerinden biri.

Yingluck’ın abisi Thaksin Shinawatra güçlü bir işadamı ve 2001- 2006 arası ülkenin başbakanıydı. Abi Thaksin 2006’da başbakan olarak yurtdışında bir resmi gezideyken, “siyaseti kişisel zenginliğini artırmak için kullandığı iddiasıyla” askeri darbe ile görevden uzaklaştırılmıştı.

Thaksin Shinawatra’nın partisi Tai Rak Tai (Tai’ler Tai’leri Sever) kapatılmıştı. Ayrıca, Thaksin seçimlere hile karıştırmak suçlamasından 2 yıla mahkum edilmişti. Thaksin Shinawatra o gün bugündür Tayland’a giremiyor. Ama halk hala onun ülkeye dönmesini bekliyor.

Bununla birlikte, Thaksin Shinawatra, 2008’de yeni bir siyasi parti kurdurdu. Fakat o parti de (aynen bizdeki gibi) yüksek mahkeme tarafından kısa sürede kapatıldı. Bunun üzerine Thaksin, Pheu Tai Partisi’ni kurdurdu. Özetle, 3 Temmuz seçimlerinin galibi olan Pheu Tai Partisi, Thaksin’in kurduğu üçüncü parti.

Yingluck Shinawatra Nasıl Kazandı?

2006’daki askeri darbeden sonra, ordu yeniden sivil yönetime izin verdi. Ama, 2008-2010 arası Tayland şiddet
in yükseldiği bir ülkeye dönüştü.

Örneğin, 2010 yılında hükümet karşıtı protestolara ordu müdahale etti. Olaylarda 90 kişi öldürüldü, 50’den fazla kişi kayboldu ve 2.100 kişi yaralandı.

İşte, Tayland bu trajedilerden kısa bir sure sonra yeniden özgür seçimlere gitmiş oldu.

Yingluck Kampanyasında strateji olarak ulusal uzlaşma vaadini kullandı. Bağımsız “Hakikat Komisyonu” ve “Tayland Uzlaşma Komisyonu” kuracağını vaadetti.

Yingluck, seçim kampanyasında (aynen bizdeki gibi) bir Tayland 2020 Vizyonu tanımladı. Bu vizyona uyumlu ekonomik vaadleri sıraladı. Örneğin, 2020’de yoksulluk sona erecek. Şirketlerden alınan vergiler 2013’e kadar % 30’lara kadar indirilecek. Günlük asgari ücret 300 bahta, üniversite mezunlarının asgari ücreti ayda minimum 15.000 bahta yükseltilecek. Çiftçiler mikro kredilerle desteklenecek, vs vs…

Yingluck Shinawatra (yine aynen bizdeki gibi), her ilkokul öğrencisine ücretsiz internet erişimli TABLET BİLGİSAYAR dağıtacağını ve bilgisayarlı eğitime geçeceğini vaadetti.

Yingluck'un vaadlerine seçmen inandı çünkü, kendisi abisinin kurduğu ve sahibi olduğu Tayland'ın en büyük GSM operatöründe CEO olarak görev yapmıştı. Bu görevi sırasında şirketi muazzam şekilde büyütmüş ve yabancılara 2.1 milyar dolara satmayı başarmıştı. Yani, hem teknolojiyi, hem ekonomiyi iyi bilen, kendisini kanıtlamış bir iş kadınıydı.

Dünyanın diğer demokrasilerinde olduğu gibi, seçmen hem uzlaşmaya, hem de umuda oy verdi; Yingluck’a abisinden sonraki en büyük seçim galibiyetini armağan etti.

Yingluck her ne kadar abisine özel bir af yasası çıkarmayacağını söylese de, Thaksin Shinawatra şimdi Tayland’a dönebilmek için Dubai’de gün sayıyor.

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Obama'nın 2012 Kampanya Stratejisi

12 Haziran genel seçimleri yüzünden dünyada olup bitenlere biraz uzak kaldık. Oysa önümüzde dünyanın yakın geleceğini belirleyecek bir kaç seçim var. Bunların başında Amerikan ve Fransız başkanlık seçimleri, Rusya ve Almanya parlamento seçimleri geliyor.

Muhtemelen bunların içinden 2012 Amerikan Başkanlık seçimleri çok daha fazla önemli olacak ve çok daha fazla konuşulacak.

Daha şimdiden, gerek Amerikan kamuoyunda, gerekse dünya kamuoyunda Barack Obama'nın yeniden seçilip seçilemeyeceği çokça konuşuluyor.

Pek çok uzmanın, analistin ve siyasi iletişim yorumcusunun üzerinde mutabık olduğu düşünce Başkan Obama'nın "Sağlık Reformu" hariç, şu ana kadar pek bir varlık gösteremediği şeklinde. Buna rağmen Obama'nın ikinci kez başkan seçilmesi yine de büyük olasılık.

İkinci kez aday olupta kazanamayan başkan nadir

Amerika'da ikinci dönem için aday olupta kazanamayan başkan sayısı çok az. Bunlardan biri meşhur "Johnson Mektubu" nedeniyle bizde hakettiğinden fazla bilinen Lyndon B. Johnson'dı. Johnson kendi partisi içinde yeniden aday olmayı bile başaramıştı. Bir diğer örnek George W. Bush'un babası George Bush'tu. Baba Bush, Clinton'a karşı kaybetmişti.

Obama'nın kazanacağına inananların sağlam bir gerekçeleri de var: Başka güçlü bir alternatif yok. Cumhuriyetçi kampta iki yıl öncesinin kasıp kavuran Tea Party hareketi gücünden çok şey kaybetti. Sarah Palin tam bir hayal kırıklığı çıktı. vs, vs...

Obama yine erken başladı

Biz Türkiye'de 12 Haziran Seçimleriyle meşgulken, Obama kampanyası start aldı. Kampanyanın ilk filmleri, taban hareketi için ilk faaliyetleri başladı. Obama bir taraftan 2008 kampanyasında yaptığının benzeri kampanya araçlarını kullanırken, diğer taraftan da yeni araçlar geliştiriyor.

Yeniliklerden biri, yola çıkarken yani, Nisan sonunda 2012 kampanya stretejisine ait brief'in internet kanalıyla paylaşılması oldu. Obama'nın yeni kampanya yöneticisi Jim Messina'nın kendi ağzından kampanya stratejisi şöyle:


Açıkça anlaşılacağı gibi, Obama Kampanyası Amerikan tarihindeki en büyük taban hareketini bir kez daha örgütlemeye hazırlanıyor. Bir başka deyişle, Obama kampanyası bir kez daha rakiplere değil, seçmene zaman ve önem vermek üzere yola çıkıyor.