Necati Özkan ve Seçim Zamanı

Karar anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karar anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2011 Pazartesi

Lider Ne Zaman Ortaya Çıkar?


Liderlik hangi zamanlarda ortaya çıkar?

Liderliğin ortaya çıktığı anlar, karar anlarıdır. Karar anı liderden lidere, toplumdan topluma, liderlik tipine göre değişebilir.

Diyelim ki ekonomik bir lider. Diyelim ki, fakir bir aileden gelen bir adam ya da kadın... Bu kişi, devlette ya da bir şirkette maaşlı çalışmaktansa, bir gün kendi başına girişimci olmaya karar veriyor. İşte o kararı verdiği an, o kişinin liderliğinin ortaya çıktığı anıdır. Belki, kişinin içinden çıktığı ailenin ihtiyaçları bu kararı vermeye zorluyor onu, farketmez. Fakirlik, işsizlik, ailesine bakmak ihtiyacı, her neyse sözkonusu olan... Her şeyi göze alıp, cesaretle girişimci olmaya karar vermek, liderliğin başlangıcıdır bu örnekte.

Ya da diyelim ki, ekonomik koşulları düzgün bir aileden çıkmış olan bir lider. Diyelim ki, babası, dedesi, hatta üç kuşak öncesi varlıklı... Kişi, kendinden öncekilerden farklı ve yeni bir şey yapmaya karar veriyor. Kendinden öncekilerin girmediği bir yola girmeye karar veriyor. İşte liderliğin ortaya çıktığı an, o kararın verildiği andır.

Mesela, Mehmet Emin Karamehmet... Adanalı varlıklı bir aileden geliyor. Aile işletmelerini yönetirken yeni alanlara girmeye karar veriyor. Yeni teknoloji alanlarına... Örneğin Turkcell gibi, Dijitürk, Süperonline, Global Bilgi gibi cesaret isteyen yeni teknoloji alanlarına. Koç, Sabancı, Eczacıbaşı gibi daha büyük aileler konvansiyonel alanlarda üretim ve satış yapmayı garantili ve sağlam görürken... Karamehmet bu yeni ve riskli alanlara giriyor. Riskli çünkü, Mehmet Emin Bey bu alanların temel bilgisine sahip değil ki, bu alanlardaki işletmeleri yönetebilsin... Ama zaten liderliğin ortaya çıktığı anlar böylesi anlardır; cesaret anları yani.

Liderlik hiç bir şey değilse, cesaret işidir. Mehmet Emin Karamehmet, o kararları verdiği andan itibaren Çukurova Grubu, rakiplerini geride bırakabildi. Bir dönem Karamehmet’in sadece Turkcell’deki hisselerinin değeri, neredeyse diğer ailelerin toplam servetlerine yaklaşmıştı. Şimdi de aynı Mehmet Emin Beyi, enerji alanındaki özelleştirme operasyonlarındaki cesur kararlarda görüyoruz. Bakalım, neler olacak!

Özetle, liderliğin çıktığı anlar, kişiye bağlıdır.

Siyasi liderlerle ilgili de benzeri şeyleri söylemek mümkün. Önemli siyasi liderler, önemli toplumsal ihtiyaçların sonucunda ortaya çıkarlar. Örneğin, Birinci Dünya Savaşından Osmanlı’nın mağlup çıkması... Osmanlı topraklarının % 90 küsurunun kaybedilmesi... Kalan bir parça toprağın bile muzaffer güçler tarafından parçalara ayrılmak istenmesi... Milletin topyekün esaretine giden bir süreç, ulusal liderin doğuşunu tetiklemiştir.

Ya da Obama örneği. Amerika’nın kirlenmesi, çirkinleşmesi... Dünyanın bir bölümüne hukuksuz olarak savaş açması... Küresel finansal kriz... İşte bu koşullar, Obama gibi bir liderin doğuşunu sağlamıştır. Afganistan ve İrak savaşlarıyla Amerika hedeflerine ulaşabilseydi, global islamcı terörizm bertaraf edilebilseydi, global kriz söz konusu olmasaydı, belki de, Obama’nın adaylığı fiyaskoyla sonuçlanacaktı. Bilemeyiz.

Ama toplumsal sıkışma anları, ekonomik sıkışma anları, ulusal gerilim anları yeni liderlerin doğuşunu tetikleyebilir.

Sevinç Engin ile “Liderlik” kitabı için yapılan söyleşiden, Ocak 2011, Istanbul

20 Şubat 2011 Pazar

Liderlik ve Karar Anı


‘Lider olunmaz, lider doğulur’ görüşüne katılıyor musunuz?

Öyle örnekler var ki, bu görüşü geçersiz kılıyor. Başarmış insanların önemli bölümü hayatlarında belirli bir anda karar veriyorlar. Bir şey yapmaya, bir şey olmaya, bir şeyleri değiştirmeye... Ve o kararla, kendilerini donatmaya başlıyorlar. Liderlikleri, o kararı aldıklatan sonra şekillenmeye başlıyor.

“Lider olunmaz, lider doğulur” demek, insanlara “Boş yere lider olmaya çalışma! Eğer tanrı vergisi bir yeteneğin varsa, annenden babandan genlerinle bir şeyler almışsan lider olabilirsin. Yoksa olamazsın.” demektir ki bu, insan doğasına uygun değil.

İnsanlar isterlerse her şeyi yapabilirler. Yeter ki odaklansınlar, yeterince zaman ayırsınlar; yeterince çalışıp, emek harcasınlar, terlesinler...

Kampanyasıyla dünyanın önemli liderlerinden biri haline gelen Barack Obama’nın kişisel hikâyesine baktığımızda da, bunu görürüz. Barack Obama; Amerika Birleşik Devletleri’ne başkan olmayı 20 küsur yıl önce kafasına koymuş. “Babamdan Hayaller” isimli bir kitabı var, biliyorsunuz, ilk kitabı. Daha senatör seçilmeden önce yazdığı, best seller olmuş bir anı kitabıdır. Kitabı okuduğunuzda anlıyorsunuz ki, henüz üniversiteyi bitirdiği günlerde, dolgun maaşla saygın bir yerde çalışmaktansa, toplum gönüllüsü olmayı tercih ediyor.

Yılda 40.000- 50.000 dolar maaşla, gayet konforlu bir hayat yaşamaktansa, Chicago'da yoksul insanların yaşadığı bir semtte, toplum gönüllüsü olarak çalışmayı tercih ediyor. Ve orada bir kiliseye bağlı olarak, kiliseden medet uman fakirlere, çaresizlere yardım etmeye başlıyor. Karşılığında yılda aldığı toplam maaş sadece 11 bin dolar! Aslında iyi okumuş, kendisini yetiştirmiş parlak bir gençken, konforlu yaşamayı reddedip, toplumla ilgili bir iş yapmaya karar veriyor.

Nedeni Reagan’ın başkanlık yaptığı 80'li yılların Amerika’sı. O dönemde genç Obama’nın, Washington’un kirlenmiş olduğunu tespit etmiş olması, Washington’da ve ülkede kökten bir değişime ihtiyaç olduğuna inanması. Bunu o günden, daha okulundan yeni mezun olmuş bir delikanlıyken düşünüyor ve karar veriyor. Ve bütün hayatını ona göre yönlendiriyor.

Bu ve buna benzer pek çok hikâye insanların istedikleri takdirde, lider olabileceklerini ortaya koyuyor.

Bizim tarihimizde de vardır bu tip hikayeler. Atatürk’ün kişisel hikâyesi örneğin, benzeri bir hikâyedir. Genç Mustafa Kemal de, öğrencilik yıllarında kafasına koyuyor herşeyi. Osmanlı İmparatorluğu’nun çökmekte olduğunun farkında olan bir arkadaş çevresinin de etkisiyle karar veriyor. Daha askeri öğrenciyken gizli bir yapılaşma kuruyor. İçeri giriyor, tutuklanıyor, sonra çıkıyor...

Bütün bu örnekler, genç yaşlarda belirli bir hedefi kafaya koymuş bir insanın, zaman içinde kendisini eğitmesiyle, biriktirmesiyle, donanımını arttırmasıyla lider olabileceğinin inkar edilemez kanıtları. Yüzlerce örnek verebilirim.

Benim temel inancım, “lider doğulmaz, lider olunur” şeklinde. Elbette ki genetik faktörlerin, anne babamızdan aldığımız özelliklerin, kolaylaştırıcı bir yanı var. Ama karar verip kendinizi eğitmiyorsanız, kendinize hedef koymuyorsanız, lider olabilmeniz söz konusu değil.

Aslında hayatın bütün alanlarında durum böyledir. Hangi iş koluna bakarsanız bakın, başarı hikâyelerinde aynı şeyi görürsünüz: Hepsinde bir karar verme anı vardır. Başarı, o karardan sonra mümkün olur.

Çünkü karar anı dediğimiz anlar, özünde vazgeçme anlarıdır. Örneğin zengin olmaya karar veriyorsanız, uzun saatler boyunca çalışmanız gerekecektir. Ailenizle zaman geçirmekten, sosyal hayatınızın bir kısmından, keyifli zamanlardan vazgeçmeniz gerekecektir. Ve daha fazla çalışmanız gerekecektir. Herkes saat dokuzda işe gelirken, siz saat yedide işe başlayacaksınız. Herkes saat altıda işten çıkarken, siz gece on birde-on ikide işten çıkacaksınız.

Hayatınızın belli bir bölümünden feragat edeceksiniz ki, bir şeyler biriktirebilesiniz.

Biriktirmekten kastım, sadece para biriktirmek değil. Entelektüel birikim. Hangi alanda lider olmaya karar verdiyseniz, o alanda bir entelektüel birikim yapmanız lazım. İşte o entelektüel birikim, karar anından sonra ortaya çıkabiliyor.

Karar anının nedenleri, nasılları kişiden kişiye değişebilir. Ama önemli olan an, o andır. Bir şey olmaya karar vermek. En iyi piyanist olmaya karar vermek... En iyi süt fabrikasını kurmaya karar vermek... Bir partinin başına geçmeye karar vermek... Bir toplumsal hareket başlatmaya karar vermek... Bir ülkenin bağımsızlığını organize etmeye karar vermek gibi.

Bu ve buna benzer kararları verdiğiniz andan itibaren, liderliğiniz başlıyor demektir. O andan sonra, sizin herkesten daha çok çalışmaya ve zamana ihtiyacınız oluyor. Her şey bu iki şeyle ilgili. Bir karar, iki zaman!

Sevinç Engin ile “Liderlik” kitabı için yapılan söyleşiden, Ocak 2011, Istanbul